Gelin bugün gezimize Piazza della Repubblica'dan başlayalım. Eğer Termini
veya Cavour taraflarında kalıyorsanız, bu ünlü meydanın size çok yakın
olduğunu anlamışsınızdır. İsterseniz bu tarafa yüreyerek gelin;
isterseniz metroyla, ister otobüsle. Bu görkemli meydanın tam ortasında 1901 yılındaki açılışında büyük tartışmalara yol açmış Fontana della Naiadi bulunur. Çeşmedeki her bir su perisi suyu farklı biçimde temsil eden bir yaratığın üzerinde uzanmıştır.
Burada ilginizi çekerse; Santa Maria degli Angeli kilisesi bulunuyor. Michelangelo tarafından, eski hamam kalıntılarından alınmış taşlarla 1563 yapılmış bu kilise, zamanla orijinal halinden pek çok şey yitirmiş (diyor kitap).
Meydanın en ilgi çeken yapısı ise Palazzo delle Esposizioni'dir. Burada sergiler ve konferanslar yapılıyormuş. Burada bir sinema da var; diyelim çok yağmurlu bir roma akşamı, yapacak bir şey bulamadınız (diyelim ki yalnızsınız! :P ); bir italyan filmine gitmeye ne dersiniz? Biz gittik valla, güzeldi. Salı günleri de bayanlara indirimli. ;)
Bu görkemli yapının detaylarını incelerken bile 1-2 saat geçirebilirsiniz.. Bakın ne güzel.. :)
Akşamları da harika görünüyor meydan.. (Ama yavaş yavaş tekin olmayan tipler de çıkmaya başlıyor bu saatlerde. Dikkat.) Keşke daha güzel gece çekimi yapan bi fotoğraf makinem olsaydı. Roma fotoğrafla ilgilenenler için bir cennet..
İsterseniz şimdi Via Nazionale'ye sapın. Bu cadde boyunca gezip dükkanlara bakın, alışveriş yapın ama bir noktada Via delle Quattro Fontane'ye de sapın. Bu caddede yürürken dört yol ağzının birleştiği noktada çok güzel dört çeşme göreceksiniz. Roma'nın süprizlerinden biri. :) 1500'lü yılların sonunda yapılmış bu çeşmelerin her birinde uzanmış bir tanrı heykeli dikkat çeker. Dişi kurdun eşlik ettiği figür ırmak tanrısı Tiber'dir; diğer erkek figür Arno'dur. Dişi figürler ise dayanıklılık ve sadakati yani tanrıça Iuno ve Diana'yı temsil eder.
Çeşmeleri geçtikten sonra Via delle Quattro Fontane'nin en sonuna kadar yürüdüğünüzde Piazza Barberini'ye ulaşırsınız. Bu güzel meydanda, Bernini'nin yaptığı bir çeşme daha vardır: Fontana del Tritone. Bernini'nin kaslı deniz tanrısı 350 yıldır göğe doğru su fışkırtıyormuş. Bu fotoğrafta sol tarafta kalan beyaz arabanın orada da Bernini'ye ait deniz kabuğu şeklinde bir çeşme daha var; herkes görmez onu. ;)
Diyelim başka bir gün gene koyverdiniz kendinizi Repubblica'dan İspanyol merdivenlerinin oraya dolana dolana iniyorsunuz. (Quirinale Roma'nın yedi tepesinden biridir.) Via XX. Settembre'de Musa Çeşmesini görebilirsiniz. Musa figürünün proporsiyonları yeterince özenli olmadığı için pek beğenilmemiş zamanında; ama görürseniz ne olduğunu bilin. Musa'nın taştan su fışkırtmasını gösteriyor; Roma bölgesine ilk defa içme suyu getiren, 1586 senesinde tamamlanmış bir su kemerinin sonunu belirlemek için yapılmış.
Gelelim asıl meseleye. Şimdi isterseniz Barberini meydanına çıkan caddelerden Via del Tritone'ye geçip Via Poli'ye dönün; ister Via Nazionale'nin bir paraleli olan Via XX. Settembre'den yürüyüp Piazza del Quirinale'den sağa dönün; ister hiç haritaya bakmadan büyük turist kafilelerini takip edin. Her yol Trevi'ye çıkıyor bu şehirde. Beni çok etkileyen yerlerden biri burası. Burada pek çok pizza gömmüşlüğüm, marketten bilimum alkollü içecekler alıp içmişliğim ve de sevdiklerim ve kendim için dilek dilemişliğim vardır. Burası çok çok güzel bir yer. O kadar dar bir sokaktan geçiliyor ki, etraftaki kartpostal, önlük, magnet, resim satan amcalar ve 50 milletten turist akını olmasa, o küçücük sokağın sonunda böyle bir şey çıkacağına inanmak zor.
1762 yılında tamamlanmış olan çeşme Roma'nın en büyük ve en ünlü çeşmesidir. Ortada Triton'un çevrelediği bir Neptün figürü vardır. Tritonlardan biri huysuz bir denizatını dizginlemekte, diğeriyse çok daha uysal bir hayvanı sürmektedir. Bunlar denizin iki zıt halini simgeler. Burası orijinal olarak İ.Ö. 19 yılında inşa edilen bir sukemerinin başlangıç noktasını simgeliyor(muş). (sağolasın kitap!)
1762 yılında tamamlanmış olan çeşme Roma'nın en büyük ve en ünlü çeşmesidir. Ortada Triton'un çevrelediği bir Neptün figürü vardır. Tritonlardan biri huysuz bir denizatını dizginlemekte, diğeriyse çok daha uysal bir hayvanı sürmektedir. Bunlar denizin iki zıt halini simgeler. Burası orijinal olarak İ.Ö. 19 yılında inşa edilen bir sukemerinin başlangıç noktasını simgeliyor(muş). (sağolasın kitap!)
Burası günün her saati aynı İspanyol merdivenleri gibi turist dolu. Tek başınıza güzel bir kare yakalamanız zor; genelde hiç tanımadığınız insanlarla yan yana poz vermişsiniz gibi çıkıyor ama olacak o kadar. :)))
Gündüzü de güzel, gecesi de. Mutlaka dönüp dolaşıp tekrar buraya gelmek, burada mola vermek isteyeceksiniz.
Ah ah..Gidesim geldi valla..
*Ne çok yerine gitmişim yahu.. Daha bitmedi. Bir kaç kilise ve Vatikan kaldı sadece. Aaa bir de yeme-içme önerileri! Onlar da gelecek haftaya kalsın. Herkese iyi haftasonları! :)

0 yorum:
Yorum Gönder