88 yapımı bir film Cinema Paradiso.. Oscarlı, Altın küreli falan..
Gene izlemekte geç kaldığım bir film.. Fight Club'ı geçen hafta izledim desem? Yuh dersiniz heralde. Güzel filmmiş ama. Pucca'nın blogunda "aynı bokun lacivertiyim" demesine bir anlam veremezdim, anladım şimdi neden dediğini. Evet, biz sahip olduğumuz şeyler değiliz ve hiç birimizin birbirimizden bir farkı yok. Umutsuzca ve çırpınırcasına bunun aksini ispatlamaya çalışıyoruz ama aslında hepimiz aynıyız. "O kötü, ben iyiyim", "o dedikoducu, ben değilim", "o hırslı, ben değilim".. Kandırmayalım kendimizi.. Bunu size dedirten "o" taraf işte.. Görün bunu.
Hepimizin içinde herşey olabilme potansiyeli olduğunu kabul edince kimseye kızamaz di mi insan.. Peki bu işimize gelir mi? Gelmez. Gelebilemez. İçimizde kendimize karşı biriktirdiğimiz kırgınlıkları, pişmanlıkları, çözemediğimiz düğümleri, aptallıkları nasıl atacağız o zaman bünyeden? Kendimizi çöpe atamayacağımıza göre başkalarına yönelecek parmaklar..
Ama asıl yapmamız gereken bu mudur? Bu değildir. Bunu yapabilmek kolay mıdır, hiç değildir.. Neyse.. Ben bu aralar biraz karanlık bi yerdeyim, geçer yakında inşallah hocam.
Filmin konusu şöyle: Büyük adam olmuş Salvatore, babası yerine koyduğu Alfredo'nun öldüğünü duyunca Sicilya'daki köyünü, senelerce çalıştığı Cinema Paradiso'yu, çocukluğunu, Alfredo'yla olan dostluğunu ve ilk aşkını hatırlar.. Onunla birlikte biz de Salvatore'nin anılarında bir yolculuğa çıkarız. Sıcak bir film. Benim gibi "italyancam da gelişir hem" motivasyonuyla izleyenlere "Sicilya aksanını anlayabilenin alnını karışlarım" demek isterim. Adam gibi altyazılı izleyin italyancacılar.
Bu soğuk günlerde içinizi ısıtmanız için tavsiye ederim. :)


0 yorum:
Yorum Gönder